|
|
|
susehri.org | Kültür
|
|
|
Suşehri’nde kültürel
yapıyı etkileyen en önemli faktörlerden biri coğrafi konumdur. İlçenin
İç Anadolu ile Karadeniz Bölgelerinin geçiş çizgisinde yer alması, iklim
ve bitki örtüsünde olduğu gibi kültür ve folklarda da geçiş
özelliklerini ön plana çıkarır. Yörede İç Anadolu ve Karadeniz kültürü
bir arada görülür. Bunun en çarpıcı örneği, İç Anadolu Bölgesine has
davul zurna ile Karadeniz Bölgesinin karakteristik enstrümanı kemençenin
yan yana görülmesidir. Halk oyunlarında da geçiş özelliklerini görmek
mümkündür. Suşehri’nde Karadeniz Bölgesinin “HORON”u ile İç Anadolu
Bölgesi'nin “HALAY”ı adeta iç içe girmiş gibidir.
İlçenin tarihindeki olaylar, temel geçim kaynağı olan tarım ve
hayvancılıkla ilgili faaliyetler, Suşehri kültüründe etkin olan diğer
faktörlerdir.
|
|
|
|
YÖRESEL AĞIZ ÖZELLİKLERİ |
|
|
Suşehri’nde yöresel ağız
özellikleri incelendiğinde ünlülerde şu değişmeler görülür:
|
Gitmek |
Getmek |
|
İşitmek |
Eşitmek |
|
Hiç |
Heç |
|
Köy |
Koy |
|
Göz |
Goz |
|
Kötü |
Kotü |
|
Gün |
Gun |
|
Güzel |
Gozel |
|
Kürek |
Kurek |
|
Aşağı |
Aşşa |
|
Bir daha |
Bidaa |
|
Yağmur |
Yamur |
Ünsüzlerde kelime başında ve kelime sonunda görülen değişiklikler
dikkat çeker ;
|
Gel-i-yor-um |
gel-i-y-im |
|
Gel-i-yor-sun |
gel-i-y sin |
|
Gel-i-yor |
gel-i-y |
|
Gel-i-yor-uz |
gel-i-y-rük |
|
Gel-i-yor-sunuz |
gel-i-y-siğiz |
|
Gel-i-yor-lar |
gel-i-y-ler |
Zaman zaman ünsüzlerde yer değiştirmeler görülür:
|
Memleket |
melmeket |
|
Dünya |
düyna |
|
Sofra |
surfa |
Kelime içindeki “n” ünsüzü çoğu zaman “ğ” ye dönüşür.
|
Bana |
bağa |
|
Deniz |
değiz |
|
Sonra |
soğra |
Ekler üzerinde görülen en belirgin değişiklik, fiil çekiminde şimdiki
zamanın “ yor “ ekinde olur. Bu ekin sadece “ y “ sesi kalmış çekim ;
|
Gel-i-yor-um |
gel-i-y-im |
|
Gel-i-yor-sun |
gel-i-y sin |
|
Gel-i-yor |
gel-i-y |
|
Gel-i-yor-uz |
gel-i-y-rük |
|
Gel-i-yor-sunuz |
gel-i-y-siğiz |
|
Gel-i-yor-lar |
gel-i-y-ler |
şekline dönüşmüştür.
|
|
|
|
DÜĞÜN GELENEKLERİ |
|
|
Eskiden yaygın olan
görücü usulünün artık görülmediği Suşehri’nde, evlenecek kız ve erkeğin
birbirlerini görmeleri, tanımaları esası artık yerleşmiştir.
Önce kadıların, daha sonra erkeklerin dünür gitmesinden sonra, şayet
cevap olumlu ise söz kesilir. Belirli bir tarihte şerbet içilmesi, nişan
yapılması kararlaştırılır. Nişan törenine köylerde tüm köy halkı , ilçe
merkezinde akraba ve tanıdıklar davet edilir. Nişan, köylerde kız evinde
yapılır. Oyunlar ve türkülerle eğlenilir,yüzükler takılır. Kız tarafı ve
erkek tarafı karşılıklı olarak hediyeler takar. Nişanlılık sırasında
dini bayram geçerse, gelin ve damat adayına karşılıklı bayramlık
hediyeler gönderilir.
Nişanlılık sırasında düğün tarihi belirlenir. Düğün tarihine bir haftaya
yakın bir süre kalınca, kız ve erkek tarafından bir grup eksik görmeye
giderler. Gelin adayına gerekli giyecek ve dayanıklı ev eşyaları alınır.
Kız evinde kızın çeyizi sergilenir. Konu-komşu gelinin çeyizin ve
eşyalarını görmeye giderler.
Düğüne bir hafta kalınca gelin, kınaya çıkar, yakın akrabalarının ve
arkadaşlarının evine yemeğe gider, bu gruba yakın akraba ve komşuların
genç kızları da katılır. Misafir olunan evde kendi aralarında
eğlenirler. Düğünler genel olarak cumartesi-Pazar günleri yapılır. Oğlan
evi tarafından misafirlere ve köy halkına yemek verilir.
Yemekten sonra davul zurna çalmaya başlar. Kadınların bulunduğu bölümde
ince çalgı çalınır. Düğün çeşitli eğlencelerle geç saatlere kadar sürer.
Damat sağdıç tarafından bir yakınının evine götürülür, istirahat etmesi
sağlanır. Damat, gençler tarafından kaçırılır, sağdıçtan bahşiş
alınmayınca geri verilmez. Kız evinde eğlenceler sonunda geline kına
yakılır. Kına türküsü, kızlar tarafından söylenir.
Kınayı getir anam,
Parmağın batır anam,
Bu gece misafirim,
Yanında yatır anam.
Kına yakılması sırasında gelin, annesi ve yakınlarına sarılarak ağlar.
Kızın küçük erkek kardeşi, geline kardeş kuşağı bağlar ve hediyesini
takar. Gelinin sağdıcı ve arkadaşları gelinin yanında yatıya kalırlar.
Pazar günü, erkek tarafı gelini almaya gelir. Kız tarafı, gelenleri
karşılar, şeker ve kolonya ikram eder. Kız tarafı davulcu ve zurnacıya
hediye asar. Kapı kapatılarak, hediye alınmayınca açılmaz. Gelinin küçük
erkek kardeşi, şayet yoksa yakınlarından bir erkek çocuk gelinin
sandığına oturur, erkek tarafından bahşiş alınmayınca kalkmaz.
Gelin alayı, gelini aldıktan sonra geliş yolunu izlemez, bir başka
yoldan –şayet varsa- yola çıkılır. Yolda çocuklar gelin alayının yolunu
keserler, kendilerine bahşiş verilir.
Gelin arabadan indirilirken ayağının altına koyun postu serilir. Koyun
gibi sakin, iyi huylu olacağına inanılır. Damat, gelinin başından çerez
veya bozuk para saçar. Havaya silah atar.
Gelinin kucağına erkek çocuk verilir, çocuğunun erkek olması için Eline
bal sürülür, girerken kapıya sürmesi istenir, böylece dilinin tatlı
olacağına inanılır.
Gelinin çeyizi serilir.
Kayınbaba tarafından geline, hayvan, tarla gibi varlıklar bağışlanır.
Ertesi gün, duvak düğünü yapılır. Konu komşu ve akrabalar getirdikleri
hediyeleri verirler.
Düğünden üç gün sonra damat ve gelin kaynana görmeye veya el öpmeye
gider. Sonraki günlerde yakın akrabaları yemeğe davet edilirler.
|
|
|
ATASÖZLERİ VE DEYİMLER |
|
|
01 Acı patlıcanı kırağı yakmaz.
02 Aç it, fırın yıkar.
03 Adam, adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
04 Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.
05 Aklı ermemişin sığırını gütme, hak alması zor olur.
06 Ali evlendi, Güllü gelin oldu.
07 Alma açtan ekşi maya, ya taş keser ya kaya
08 Al mazlumun ahını, gökten düşürür şahını.
09 Altın pas tutmaz, yiğit yas tutmaz.
10 Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem.
11 Arı işini, köpek dişini gösterir.
12 Arefe günü at beslenip, bayram günü cirit oynanmaz.
13 Arslan tuzağa düşünce, tilki kral kesilirmiş.
14 At, eşek ve köpeğin nasibi bol olurmuş.
15 At kazığı koparır kaçarsa, kazık bir yere vurur, iki de sağrıya.
16 At, sahibine göre kişner.
|
|
|
SUŞEHRİ BİLMECELERİ |
|
|
1- Tepede bir lolo oturur, Bin yüz arı götürür.
ALIÇ AĞACI
2- Yere düşer paslanmaz, Suya düşer ıslanmaz, Etini kessen seslenmez.
ALTIN-GÜMÜŞ-ÖLÜ
3- İttim açıldı, ilik düğme saçıldı.
AMBAR
4- Canı var, kanı yok
ARI
5- Cik cik kuşlar, Hamamda kışlar, Yazın dara düşürür, Kışın ele
bağışlar
ARI
6- Benim bir tepsi narım var, Yiğit isen birini al.
ATEŞ
7- Sarı öküz yattı kalkmaz, Kara öküz gitti gelmez
ATEŞ-DUMAN
8- Bir ufacık mezar, Dünyayı gezer.
AYAKKABI
9- O odanın içinde , Oda, onun içinde.
AYNA
10- Gökte kalaylı tencere,
AY
11- Yük üstünde yarım kömbe
AY
12- Bir uçtu yandan, Abdest aldı kandan. Yedi sene namaz kıldı, Bilmedi
kıble ne yandan
BALIK
13- Sarı tavuk, dalda yatar, Dal kırılır yerde yatar.
AYVA
14- Ben giderim o gider, Önüm sıra iz eder.
BASTON
15- Dağa gider seslenir , Eve gider yaslanır.
BALTA
|
|
|
SUŞEHRİ MANİLERİ |
|
|
1-
Alaca çorapları,
Yemeniler içinde.
Kız beni bırakman,
Ermeniler içinde.
2-
Altın yüzük taşını,
Kim bağlamış başını,
Aşıklar kavuşmaz mı,
Sil gözünün yaşını.
3-
Armudu alan da var,
Dibine varan da var,
Dedim ki gel al beni,
Bana yalvaran da var.
4-
Armudu daldan düşür,
Dibinde kahve pişir,
Her kahveyi sunuşta
Beni aklına düşür.
5-
Ay ışıyor ışıyor,
Horozlar çağrışıyor,
Gözün kör ola horoz,
Niye dedin ışıyor.
6-
Ayna attım çayıra,
Şavkı vurdu bayıra,
Söyleyenler söylesin,
İşim çıktı hayıra. |
7-
Babam evi kış evi.
Yanları gümüş evi.
Vardım baktım kimse yok,
Olmuş bir tanış evi.
8-
Bahçede çalı mıyım
Oğlan ben deli miyim
Seni almam demişsin
Acep ben varır mıyım
9-
Bahçenizde gül var mı,
Gül dibinde yol var mı,
Bu gece geleceğim,
Karyolanda yer var mı.
10-
Elinde süt küleği.
Kardan beyaz bileği.
İnşallah kabul olur,
İkimizin dileği.
11-
Elma attım geline.
Aldı soktu beline.
Yemesini bilmedi,
Verdi cahil eline.
12-
Elma attım köşeye,
Yuvarlandı döşeğe,
Akşam sabah gelirim,
Lavantalı döşeğe |
|
|
SUŞEHRİ’NDEN BİR TÜRKÜ
(Bekçinin Şerif’in Türküsü) |
|
|
Kapıları kanatlı
Azimem saltanatlı
Nideyim saltanatı,
Şerif’i kana kattı.
Kapıları kayalı.
Silahları dayalı.
Ben onları vururdum,
Fakat kolların bağlı.
Kahve pişti soğudu.
Jandarmalar çoğudu.
Şu Zövkerin içinde,
Hiç mi dostum yoğudu.
Zövkerin önü yazı.
Terkimde urum kızı.
Doğdu sabah yıldızı.
Çekilmez bunun nazı.
(Türkü, esas adı Zövker olan Güneyli Köyü'nde vurulan Bekçinin Şerif
için yakılmıştır.) |
|
|
HALK OYUNLARI |
|
|
Suşehri yöresinde halk
oyunlarına eşlik eden enstrümanlardan, davul ve zurnanın yanı sıra,
Karadeniz Bölgesine has kemençenin görülmesi dikkat çekicidir.
Erkeklerin oynadığı oyunlardan başlıcaları ; dik,düz,hoş bilezik,temür
ağa, üç ayak oyunlarıdır.
Kadınlar ise daha çok kendi söyledikleri parçalar eşliğinde oynarlar.;
Efeler,güzeller,altın yüzük, ilvanlım kadın halaylarından yaygın
olanlarıdır.
Eski düğünlerde rastlanan cirit ve güreş artık unutulmuş durumdadır.
|
|
|
YÖRESEL YEMEKLER |
|
|
SİRON
Yufka açılır, sacda az pişirilir. Soğuyan yufka, baş parmak kalınlığında
sarılır.3-4 santim uzunluğunda kesilir. Yayvan siron sahanına dizilir.
Üzeri yoğurtlanarak, biberli yağ gezdirilir.
KAVUT :
Kavrulmuş buğday ve mısır, değirmende öğütülür. Elde edilen un yağda
kavrulur, helva kıvamına gelinceye kadar su konur.
LOKUM :
Bir tava dolusu yağ eritilir. Soğuyunca içine 7-8 yumurta kırılır. Tuz
ve su ilave edilerek katıca bir hamur yapılır. Bu hamurdan parçalar
alınarak kalem iriliğinde kesilir, yağda kızartılır. Gün öncesinden
içine kuru üzüm atılarak bekletilmiş şerbet dökülerek servis yapılır.
PESKÜTAN ÇORBASI
Her yıl kış aylarında yemek üzere, sonbaharda yağı çıkarılmış ayranı
yoğurt kıvamına gelinceye kadar kaynatıp tuzladıktan sonra, uzun süre
saklanan peskütan soğuk suda ezilerek kaynatılır. Üzerine az miktarda
mercimek ve yarma eklenir. Bunlar piştikten sonra, üzerine yağda
kavrulmuş yabani nane (Anuk) atılarak sıcak bir şekilde yenir.
GELECOŞ
Yağ tencerede eritilir, içerisine kıyma ve
soğan konularak karıştırılır. Soğan iyice öldükten sonra su ilave
edilir. Bir miktar peskütan, bu suda ezilerek kaynatılır. İyice
ısıtılmış lavaş ekmeği, genişçe bir kaba doğranarak bu ekmeğin üzerine
döküldükten sonra sıcak bir şekilde yenir.
|
|
|
KÖSEDAĞ VE EFSANESİ |
|
|
Kösedağ, yurdumuzun
başı bulutlarda yüksek bir dağıdır. 2812 m yüksekliğindeki bu dağ mağrur
bir boy gibi Suşehri ovasına tepeden bakar ve yaz kış karı eksik olmaz.
Rüzgar, yarı sert eser. Kaynaklarından köpüklü buz gibi sular akar,
indiği ovada bereket olur.Yazın Köse dağın yaylaları canlanır,
kalabalıklaşır,yağız atlar kişner, sürmeli kuzular meleşir. Köse dağ,
Suşehri insanının ekonomik ve kültürel hayatında önemi pek çoktur.
İçtiği su onun kaynaklarından gelir. Çiftçisi tarlasını onun suyuyla
sular, hayvanı onun yaylalarına çıkar. Suşehri adı bile onun gür
kaynaklarına izafeten verilmiş bir isimdir.
Kültürel açıdan ise manisinde, türküsünde yer almakla kalmaz, önümüze
başlı başına bir kültür mirası olan “Kösedağ Efsanesi” ni serer. Beklide
dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen olay Kösedağ da yeniden yaşanır.
Temmuz ayının Rumi takvimle ilk cumartesi günü, sayısı binleri geçen
insan kalabalığı dağın yamaçlarında görülür. Dağ 750 sene öncesini yaşar
gibidir. Silah sesleri yankılanır, köpüklü sular yine kanlı akar. Ama bu
defa koçlardır kurban edilen , bu topraklar için toprağa düşenlere,
Kösedağ Savaşının 3000 şehidine. Dağın zirvesinde Köse Süleyman ‘ın
türbesi vardır. Halk, onun Selçuklu komutanlarından biri olduğunu,
cepheyi terk etmeyerek, Moğollarla savaşarak can verdiğini anlatır.
Moğolların yöreyi kasıp kavuran istilasından kurtulan yöre insanı,
gönlünde yatan yenilmezlik duygusunu, Moğollar’a olan kinini Köse
Süleyman ın şahsında sembolleştirir. Onu destan kahramanı yapar. Asırlar
boyu gönüllerde yaşattığı bu kahramanla teselli bulmaya çalışır.
Kösedağ ziyaretine her yıl, Suşehri’nden, Koyulhisar ve Zara
ilçelerinden ziyaretçiler gelir. Kestikleri kurban etleriyle pilav
pişirir, gelenlere ikram ederler. Şehitlerin ruhu için Kur’an ve mevlit
okunur.
Bir değişik gelenek de ziyaretçilerin dağın yamaçlarına asker
dikmeleridir. Ziyaretçiler, büyükçe bir taşı (taşlar bu iş için
elverişlidir.) dikerek ‘benim yerime asker ol’ derler. Köse dağ ın
yamaçları bu taş askerlerle doludur ve sanki Selçuklu ordusu ayağa
kalkmıştır.
Suşehri ve çevresinin insanı 750 yıldır büyük bir vefa örneği göstererek
tarihini yad etmiş ve şehitlerini anmıştır. Yedi buçuk asır öncecisinin
yenilgisini kabul etmeyen bu milleti mağlup etmek, esir etmek mümkün
müdür?
|
|
|
|
Toplam Ziyaretçi |
|
|
|
 |
|