susehri.org'u açılış sayfası yap!      susehri.org'u sık kullanılanlara ekle

 
 
  Ana Menü
     Anasayfa
     Hakkımızda
     Forum
     Ziyaretçi Defteri
     Üyelik
     E-Kart
     Tavsiye Edin
     Suşehrililer
     Şehitlerimiz
     Sizden Gelenler
     Duyuru-İlan
     Oyunlar
 
 
  Suşehrimiz
     Firma Rehberi
     Foto Galeri
     Genel Bilgiler
     Tarih
     Coğrafi Yapı
     Kültür
     Ekonomi
     Eğitim
     Sağlık Hiz.
     Turizm
     Ulaşım
 
   
  Köylerimiz
     Köyler
     Muhtarlar
 
   
  Kurumlar
     Kaymakamlık
     İlçe Emniyet Müd.
     Belediye Başk.
     Milli Eğit. Müd.
     Müftülük
     Kurum Tel.
 
 
  Haberler
    Suşehri Haberleri
    Sivas Haberlerii
    Son Dakika
    İlginç Haberler
 
 
  Önemli Linkler
    T.C. Kimlik No
    SSK Hiz. Dök.
    BAĞ-KUR Emeklilik
    Telefon Rehberi
    Posta Kodları
    Vergi Numarası
    Uçak İniş-Kalkış
    Namaz Vakitleri
 
 
  Linkler Sayfası

 

 
  susehri.org  |  Kültür

SUŞEHRİ'NDE KÜLTÜR

 

Suşehri’nde kültürel yapıyı etkileyen en önemli faktörlerden biri coğrafi konumdur. İlçenin İç Anadolu ile Karadeniz Bölgelerinin geçiş çizgisinde yer alması, iklim ve bitki örtüsünde olduğu gibi kültür ve folklarda da geçiş özelliklerini ön plana çıkarır. Yörede İç Anadolu ve Karadeniz kültürü bir arada görülür. Bunun en çarpıcı örneği, İç Anadolu Bölgesine has davul zurna ile Karadeniz Bölgesinin karakteristik enstrümanı kemençenin yan yana görülmesidir. Halk oyunlarında da geçiş özelliklerini görmek mümkündür. Suşehri’nde Karadeniz Bölgesinin “HORON”u ile İç Anadolu Bölgesi'nin “HALAY”ı adeta iç içe girmiş gibidir.

İlçenin tarihindeki olaylar, temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılıkla ilgili faaliyetler, Suşehri kültüründe etkin olan diğer faktörlerdir.
 

 

YÖRESEL AĞIZ ÖZELLİKLERİ

Suşehri’nde yöresel ağız özellikleri incelendiğinde ünlülerde şu değişmeler görülür:

 

Gitmek

Getmek

İşitmek

Eşitmek

Hiç

Heç

Köy

Koy

Göz

Goz

Kötü

Kotü

Gün

Gun

Güzel

Gozel

Kürek

Kurek

Aşağı

Aşşa

Bir daha

Bidaa

Yağmur

Yamur

Ünsüzlerde kelime başında ve kelime sonunda görülen değişiklikler dikkat çeker ;

Gel-i-yor-um

gel-i-y-im

Gel-i-yor-sun

gel-i-y sin

Gel-i-yor

gel-i-y

Gel-i-yor-uz

gel-i-y-rük

Gel-i-yor-sunuz

gel-i-y-siğiz

Gel-i-yor-lar

gel-i-y-ler

Zaman zaman ünsüzlerde yer değiştirmeler görülür:

Memleket

melmeket

Dünya

düyna

Sofra

surfa

Kelime içindeki “n” ünsüzü çoğu zaman “ğ” ye dönüşür.

Bana

bağa

Deniz

değiz

Sonra

soğra

Ekler üzerinde görülen en belirgin değişiklik, fiil çekiminde şimdiki zamanın “ yor “ ekinde olur. Bu ekin sadece “ y “ sesi kalmış çekim ;

 

Gel-i-yor-um

gel-i-y-im

Gel-i-yor-sun

gel-i-y sin

Gel-i-yor

gel-i-y

Gel-i-yor-uz

gel-i-y-rük

Gel-i-yor-sunuz

gel-i-y-siğiz

Gel-i-yor-lar

gel-i-y-ler

şekline dönüşmüştür.

DÜĞÜN GELENEKLERİ

Eskiden yaygın olan görücü usulünün artık görülmediği Suşehri’nde, evlenecek kız ve erkeğin birbirlerini görmeleri, tanımaları esası artık yerleşmiştir.

Önce kadıların, daha sonra erkeklerin dünür gitmesinden sonra, şayet cevap olumlu ise söz kesilir. Belirli bir tarihte şerbet içilmesi, nişan yapılması kararlaştırılır. Nişan törenine köylerde tüm köy halkı , ilçe merkezinde akraba ve tanıdıklar davet edilir. Nişan, köylerde kız evinde yapılır. Oyunlar ve türkülerle eğlenilir,yüzükler takılır. Kız tarafı ve erkek tarafı karşılıklı olarak hediyeler takar. Nişanlılık sırasında dini bayram geçerse, gelin ve damat adayına karşılıklı bayramlık hediyeler gönderilir.

Nişanlılık sırasında düğün tarihi belirlenir. Düğün tarihine bir haftaya yakın bir süre kalınca, kız ve erkek tarafından bir grup eksik görmeye giderler. Gelin adayına gerekli giyecek ve dayanıklı ev eşyaları alınır. Kız evinde kızın çeyizi sergilenir. Konu-komşu gelinin çeyizin ve eşyalarını görmeye giderler.

Düğüne bir hafta kalınca gelin, kınaya çıkar, yakın akrabalarının ve arkadaşlarının evine yemeğe gider, bu gruba yakın akraba ve komşuların genç kızları da katılır. Misafir olunan evde kendi aralarında eğlenirler. Düğünler genel olarak cumartesi-Pazar günleri yapılır. Oğlan evi tarafından misafirlere ve köy halkına yemek verilir.

Yemekten sonra davul zurna çalmaya başlar. Kadınların bulunduğu bölümde ince çalgı çalınır. Düğün çeşitli eğlencelerle geç saatlere kadar sürer.

Damat sağdıç tarafından bir yakınının evine götürülür, istirahat etmesi sağlanır. Damat, gençler tarafından kaçırılır, sağdıçtan bahşiş alınmayınca geri verilmez. Kız evinde eğlenceler sonunda geline kına yakılır. Kına türküsü, kızlar tarafından söylenir.

Kınayı getir anam,
Parmağın batır anam,
Bu gece misafirim,
Yanında yatır anam.

Kına yakılması sırasında gelin, annesi ve yakınlarına sarılarak ağlar. Kızın küçük erkek kardeşi, geline kardeş kuşağı bağlar ve hediyesini takar. Gelinin sağdıcı ve arkadaşları gelinin yanında yatıya kalırlar. Pazar günü, erkek tarafı gelini almaya gelir. Kız tarafı, gelenleri karşılar, şeker ve kolonya ikram eder. Kız tarafı davulcu ve zurnacıya hediye asar. Kapı kapatılarak, hediye alınmayınca açılmaz. Gelinin küçük erkek kardeşi, şayet yoksa yakınlarından bir erkek çocuk gelinin sandığına oturur, erkek tarafından bahşiş alınmayınca kalkmaz.

Gelin alayı, gelini aldıktan sonra geliş yolunu izlemez, bir başka yoldan –şayet varsa- yola çıkılır. Yolda çocuklar gelin alayının yolunu keserler, kendilerine bahşiş verilir.

Gelin arabadan indirilirken ayağının altına koyun postu serilir. Koyun gibi sakin, iyi huylu olacağına inanılır. Damat, gelinin başından çerez veya bozuk para saçar. Havaya silah atar.

Gelinin kucağına erkek çocuk verilir, çocuğunun erkek olması için Eline bal sürülür, girerken kapıya sürmesi istenir, böylece dilinin tatlı olacağına inanılır.

Gelinin çeyizi serilir.

Kayınbaba tarafından geline, hayvan, tarla gibi varlıklar bağışlanır.

Ertesi gün, duvak düğünü yapılır. Konu komşu ve akrabalar getirdikleri hediyeleri verirler.

Düğünden üç gün sonra damat ve gelin kaynana görmeye veya el öpmeye gider. Sonraki günlerde yakın akrabaları yemeğe davet edilirler.

 

ATASÖZLERİ VE DEYİMLER

01 Acı patlıcanı kırağı yakmaz.

02 Aç it, fırın yıkar.

03 Adam, adama yük değil, can gövdeye mülk değil.

04 Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.

05 Aklı ermemişin sığırını gütme, hak alması zor olur.

06 Ali evlendi, Güllü gelin oldu.

07 Alma açtan ekşi maya, ya taş keser ya kaya

08 Al mazlumun ahını, gökten düşürür şahını.

09 Altın pas tutmaz, yiğit yas tutmaz.

10 Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem.

11 Arı işini, köpek dişini gösterir.

12 Arefe günü at beslenip, bayram günü cirit oynanmaz.

13 Arslan tuzağa düşünce, tilki kral kesilirmiş.

14 At, eşek ve köpeğin nasibi bol olurmuş.

15 At kazığı koparır kaçarsa, kazık bir yere vurur, iki de sağrıya.

16 At, sahibine göre kişner.
 

SUŞEHRİ BİLMECELERİ

1- Tepede bir lolo oturur, Bin yüz arı götürür.

ALIÇ AĞACI

2- Yere düşer paslanmaz, Suya düşer ıslanmaz, Etini kessen seslenmez.

ALTIN-GÜMÜŞ-ÖLÜ

3- İttim açıldı, ilik düğme saçıldı.

AMBAR

4- Canı var, kanı yok

ARI

5- Cik cik kuşlar, Hamamda kışlar, Yazın dara düşürür, Kışın ele bağışlar

ARI

6- Benim bir tepsi narım var, Yiğit isen birini al.

ATEŞ

7- Sarı öküz yattı kalkmaz, Kara öküz gitti gelmez

ATEŞ-DUMAN

8- Bir ufacık mezar, Dünyayı gezer.

AYAKKABI

9- O odanın içinde , Oda, onun içinde.

AYNA

10- Gökte kalaylı tencere,

AY

11- Yük üstünde yarım kömbe

AY

12- Bir uçtu yandan, Abdest aldı kandan. Yedi sene namaz kıldı, Bilmedi kıble ne yandan

BALIK

13- Sarı tavuk, dalda yatar, Dal kırılır yerde yatar.

AYVA

14- Ben giderim o gider, Önüm sıra iz eder.

BASTON

15- Dağa gider seslenir , Eve gider yaslanır.

BALTA
 

SUŞEHRİ MANİLERİ

1-
Alaca çorapları,
Yemeniler içinde.
Kız beni bırakman,
Ermeniler içinde.

2-
Altın yüzük taşını,
Kim bağlamış başını,
Aşıklar kavuşmaz mı,
Sil gözünün yaşını.

3-
Armudu alan da var,
Dibine varan da var,
Dedim ki gel al beni,
Bana yalvaran da var.

4-
Armudu daldan düşür,
Dibinde kahve pişir,
Her kahveyi sunuşta
Beni aklına düşür.

5-
Ay ışıyor ışıyor,
Horozlar çağrışıyor,
Gözün kör ola horoz,
Niye dedin ışıyor.

6-
Ayna attım çayıra,
Şavkı vurdu bayıra,
Söyleyenler söylesin,
İşim çıktı hayıra.

7-
Babam evi kış evi.
Yanları gümüş evi.
Vardım baktım kimse yok,
Olmuş bir tanış evi.

8-
Bahçede çalı mıyım
Oğlan ben deli miyim
Seni almam demişsin
Acep ben varır mıyım

9-
Bahçenizde gül var mı,
Gül dibinde yol var mı,
Bu gece geleceğim,
Karyolanda yer var mı.

10-
Elinde süt küleği.
Kardan beyaz bileği.
İnşallah kabul olur,
İkimizin dileği.

11-
Elma attım geline.
Aldı soktu beline.
Yemesini bilmedi,
Verdi cahil eline.

12-
Elma attım köşeye,
Yuvarlandı döşeğe,
Akşam sabah gelirim,
Lavantalı döşeğe

SUŞEHRİ’NDEN BİR TÜRKÜ (Bekçinin Şerif’in Türküsü)

Kapıları kanatlı
Azimem saltanatlı
Nideyim saltanatı,
Şerif’i kana kattı.

Kapıları kayalı.
Silahları dayalı.
Ben onları vururdum,
Fakat kolların bağlı.

Kahve pişti soğudu.
Jandarmalar çoğudu.
Şu Zövkerin içinde,
Hiç mi dostum yoğudu.

Zövkerin önü yazı.
Terkimde urum kızı.
Doğdu sabah yıldızı.
Çekilmez bunun nazı.

(Türkü, esas adı Zövker olan Güneyli Köyü'nde vurulan Bekçinin Şerif için yakılmıştır.)

HALK OYUNLARI

Suşehri yöresinde halk oyunlarına eşlik eden enstrümanlardan, davul ve zurnanın yanı sıra, Karadeniz Bölgesine has kemençenin görülmesi dikkat çekicidir.

Erkeklerin oynadığı oyunlardan başlıcaları ; dik,düz,hoş bilezik,temür ağa, üç ayak oyunlarıdır.

Kadınlar ise daha çok kendi söyledikleri parçalar eşliğinde oynarlar.; Efeler,güzeller,altın yüzük, ilvanlım kadın halaylarından yaygın olanlarıdır.

Eski düğünlerde rastlanan cirit ve güreş artık unutulmuş durumdadır.
 

YÖRESEL YEMEKLER

SİRON
Yufka açılır, sacda az pişirilir. Soğuyan yufka, baş parmak kalınlığında sarılır.3-4 santim uzunluğunda kesilir. Yayvan siron sahanına dizilir. Üzeri yoğurtlanarak, biberli yağ gezdirilir.

KAVUT :
Kavrulmuş buğday ve mısır, değirmende öğütülür. Elde edilen un yağda kavrulur, helva kıvamına gelinceye kadar su konur.

LOKUM :

Bir tava dolusu yağ eritilir. Soğuyunca içine 7-8 yumurta kırılır. Tuz ve su ilave edilerek katıca bir hamur yapılır. Bu hamurdan parçalar alınarak kalem iriliğinde kesilir, yağda kızartılır. Gün öncesinden içine kuru üzüm atılarak bekletilmiş şerbet dökülerek servis yapılır.

PESKÜTAN ÇORBASI

Her yıl kış aylarında yemek üzere, sonbaharda yağı çıkarılmış ayranı yoğurt kıvamına gelinceye kadar kaynatıp tuzladıktan sonra, uzun süre saklanan peskütan soğuk suda ezilerek kaynatılır. Üzerine az miktarda mercimek ve yarma eklenir. Bunlar piştikten sonra, üzerine yağda kavrulmuş yabani nane (Anuk) atılarak sıcak bir şekilde yenir.

GELECOŞ

Yağ tencerede eritilir, içerisine kıyma ve soğan konularak karıştırılır. Soğan iyice öldükten sonra su ilave edilir. Bir miktar peskütan, bu suda ezilerek kaynatılır. İyice ısıtılmış lavaş ekmeği, genişçe bir kaba doğranarak bu ekmeğin üzerine döküldükten sonra sıcak bir şekilde yenir.
 

KÖSEDAĞ VE EFSANESİ

Kösedağ, yurdumuzun başı bulutlarda yüksek bir dağıdır. 2812 m yüksekliğindeki bu dağ mağrur bir boy gibi Suşehri ovasına tepeden bakar ve yaz kış karı eksik olmaz. Rüzgar, yarı sert eser. Kaynaklarından köpüklü buz gibi sular akar, indiği ovada bereket olur.Yazın Köse dağın yaylaları canlanır, kalabalıklaşır,yağız atlar kişner, sürmeli kuzular meleşir. Köse dağ, Suşehri insanının ekonomik ve kültürel hayatında önemi pek çoktur. İçtiği su onun kaynaklarından gelir. Çiftçisi tarlasını onun suyuyla sular, hayvanı onun yaylalarına çıkar. Suşehri adı bile onun gür kaynaklarına izafeten verilmiş bir isimdir.

Kültürel açıdan ise manisinde, türküsünde yer almakla kalmaz, önümüze başlı başına bir kültür mirası olan “Kösedağ Efsanesi” ni serer. Beklide dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen olay Kösedağ da yeniden yaşanır. Temmuz ayının Rumi takvimle ilk cumartesi günü, sayısı binleri geçen insan kalabalığı dağın yamaçlarında görülür. Dağ 750 sene öncesini yaşar gibidir. Silah sesleri yankılanır, köpüklü sular yine kanlı akar. Ama bu defa koçlardır kurban edilen , bu topraklar için toprağa düşenlere, Kösedağ Savaşının 3000 şehidine. Dağın zirvesinde Köse Süleyman ‘ın türbesi vardır. Halk, onun Selçuklu komutanlarından biri olduğunu, cepheyi terk etmeyerek, Moğollarla savaşarak can verdiğini anlatır. Moğolların yöreyi kasıp kavuran istilasından kurtulan yöre insanı, gönlünde yatan yenilmezlik duygusunu, Moğollar’a olan kinini Köse Süleyman ın şahsında sembolleştirir. Onu destan kahramanı yapar. Asırlar boyu gönüllerde yaşattığı bu kahramanla teselli bulmaya çalışır.

Kösedağ ziyaretine her yıl, Suşehri’nden, Koyulhisar ve Zara ilçelerinden ziyaretçiler gelir. Kestikleri kurban etleriyle pilav pişirir, gelenlere ikram ederler. Şehitlerin ruhu için Kur’an ve mevlit okunur.

Bir değişik gelenek de ziyaretçilerin dağın yamaçlarına asker dikmeleridir. Ziyaretçiler, büyükçe bir taşı (taşlar bu iş için elverişlidir.) dikerek ‘benim yerime asker ol’ derler. Köse dağ ın yamaçları bu taş askerlerle doludur ve sanki Selçuklu ordusu ayağa kalkmıştır.

Suşehri ve çevresinin insanı 750 yıldır büyük bir vefa örneği göstererek tarihini yad etmiş ve şehitlerini anmıştır. Yedi buçuk asır öncecisinin yenilgisini kabul etmeyen bu milleti mağlup etmek, esir etmek mümkün müdür?
 

 
 
  Üye Girişi

 
 
 Suşehri'nde Hava

 Suşehri'nde Hava Durumu

 
 
  Anket

Sivasspor Şampiyon olur mu?

 
 
  Arama

Google

susehri.org'da
Web'de

 
 
 Mail Grubuna üyelik
Suşehri Mail Grubuna üye olun

 

 
 
 
  Yenilikler

FİRMA REHBERİ

FORUM

ÜYELİK SİSTEMİ

 
 
  Toplam Ziyaretçi

  Ziyaretçi Online

 
 

 

 

 

Anasayfa | Ziyaretci Defteri | Üyelik Forum | Haberler | Firma Rehberi | Suşehrililer | Şehitlerimiz | Foto Galeri | Köylerimiz | Muhtarlar | İletişim

 

copyright © susehri.org 2002-2008